Üşüdüm…
Geçen haftaki yazımda havaların soğumasıyla fakirlerin, gariplerin, yardıma muhtaç insanların hallerini anlatmıştım. Ve son cümlemde “Ne kadar fakiriniz var?” diye de sormuştum.
Bu yazı üzerine hem eleştiri hem de tebrikler aldım. Tebrik edenlere söylenecek bir sözümüz yok. Fakat eleştirenler, “Fakirlerin halinden anlamayan, nice lüks içinde yaşayan insanlara çağrıda bulunsanız daha iyi olurdu” dediler.
Mutlaka onlara da bir sözümüz olmalı. Fakat toplumda herkes bir başkasını eleştiriyor. Kendimize “Ben ne yapmalıyım?” sorusunun yeterince sorulmadığını düşünüyorum. İşte o yazımda kendi kendime sormuştum.
Odun, kömür, yiyecek götüreceğim kaç tane fakirim var?

Yardım etmek için illa zengin olmak gerekmez. Bizim inancımız, “Bir zeytin tanesi de olsa yardım ediniz” der. Komşusu açken tok yatmayı da doğru bulmaz.
“Bu aşırı soğukta fakirleri hallerini ne kadar hissedebildim, onlara ne kadar yardım yapabildim?” Bunları düşünmüştüm.
Fakat sıcacık kaloriferli evlerde rahat bir ortamda onların haliyle hâllenmek öyle kolay bir iş değil. Kimse kızmasın. Laf eden çok, ama icraat?... Onu da herkesin vicdanına bırakıyorum.

Hatırlarsınız geçen gün hava aşırı soğuktu, kar da yağıyordu. Hem de tipi de vardı. Sabah namaz vakti uyandım, pencereden dışarıyı seyrediyorum. Şiddetli bir fırtına, aşırı soğuk ve ortalıkta kimse gözükmüyor. Sadece fırtınanın uğultusu var.
Camiye baktım. Bu şartlarda sabah namazı kılmaya gidecek var mı diye düşünürken sabah ezanı okunmaya başladı. Ezanı dinlerken kendi kendime mücadele ediyordum. Ezan bitsin namazımı sıcacık odamda kılar ve hemen yatarım diye düşünüyordum…
Ama yapamadım. Çünkü güzel sesiyle ezanı okuyan kişiyi tanıyordum. Görme engelli, hafız… Ezanı o okuyordu. Düşündüm. Gözleri görmediği halde bu soğukta, tipide, şiddetli kar altında, Hacıveyiszade Camii’ne nasıl geldi?
Normal insanın bile camiye gitmekte tereddüt ettiği bir vakitte, o müezzinin sesi, kar fırtınaları arasında kalbime ok gibi saplandı.

Kendi kendime “Sana ne oluyor?” dedim. Ve iyi ki de gittim. Çünkü aklımla kalbim aynı şeyi hissetmeliydi.

Soğuklardan üşüdük ama ibret alıp değerlendirenlere ne mutlu…

Yorumlar

Röportajlar
Künye