Milletvekiline dokunulmalı mı?
Milletvekili dokunulmazlığı, hep tartışıla gelen bir meseledir. Haklı olduğu kadar haksız yönleri de yok değildir. Bazı hallerde de haklılığı göz ardı edilemez.
Bizde bu mesele, hem vekiller tarafından hem de halkımız tarafından. öteden beri çift taraflı olarak istismar edilmektedir.
Bu konu dayanağını, Anayasa’nın 83. maddesinden almaktadır. Adı geçen madde; “T.B.M. Meclisi üyeleri, Meclis çalışmalarındaki oy ve sözlerinden, Mecliste ileri sürdükleri düşüncelerinden, o oturumdaki Başkanlık Divanı’nın teklifi üzerine Meclisçe başka bir karar alınmadıkça bunları Meclis dışında tekrarlamak ve açığa vurmaktan sorumlu tutulamazlar.
Seçimden önce veya sonra bir suç işlediği ileri sürülen bir milletvekili, Meclisin kararı olmadıkça tutulamaz, sorguya çekilemez, tutuklanamaz ve yargılanamaz” diyor.
Bu maddenin iki istisnai durumu var; birisi, ağır cezayı gerektiren suçüstü hali.. Diğeri de, seçimden önce soruşturmasına başlanılmış olmak kaydıyla Anayasa’nın 14’üncü maddesine göre, düzeni değiştirmek ve bölücülük gibi suçlardır.
Bu iki istisnanın dışında Milletvekili dokunulmazdır.
BDP’liler hariç(!). Onların iki bayan vekili, bölücülük suçuyla içeride yatarken vekil seçildikleri için hapisten TBMM’ne geçiş yaptırılmıştı.
Şimdi ise Balbay, Haberal, Alan paşalar ise böyle bir suçları olmadığı halde tutuklulukları devam etmektedir. Ne olduğu ve ne olacağı belli olmayan bir Ümraniye suçlamasının gölgesinde içeride yatıp durmaktalar.
“Yine Milletvekilliği süresince, bir ceza veya bir soruşturma varsa, yine yargılama devam ediyorsa, bunlar milletvekilliği süresinin sonuna ertelenir. Yeniden seçilirse, yine ertelenmiş olur.”
Her ne şartta olursa olsun Milletvekili dokunulmazlığının kaldırılmasına T:B:M:M karar verir. Vekil kendisi ben, “ Ben istemiyorum, benim vekilliğimi düşürün, iptal edin” dese bile son sözü yine TBMM söyler.
Bu dokunulmazlığı, her konuya el atan, Millî bayramları dizayn eden, Millî eğitimin amaçlarını yeniden düzenleyen hükümetin yeniden gözden geçirmesi gerekir diye düşünüyorum.
Bazılarına göre, “Milletvekilliği dokunulmazlığının tamamen kaldırılması bugünkü ortamda, milletvekillerini sıkıntıya sokar, iş yapmasını engeller. Siyasette demokrasi olmadığı için, insanlar birbirlerini etik-ahlâki olmayan yollardan harcamaya gidebilir, vekiller hep topun ağzında olurlar” denilmektedir.
Vekiller zaten çalışmıyorlar, kendi iradelerini ne yazık ki TBMM’nde tam olarak gösteremiyorlar. Ya Başbakana ya da Genel Başkana göre tavır alıyorlar ki asıl etik olmayan budur.
Bazılarına göre, “Vekiller dokunulmazlık zırhını suiistimal ediyorlar. Bu zırhı sadece Mecliste değil sokakta ve tüm Türkiye’de kullananlar da oluyor. Bu şekilde yasalara aykırı davranan vekillere dokunulamıyor. Vekillerin istisnai suçlardan dolayı vekilliklerinin kaldırılması ve soruşturma izni için Savcılarca fezleke düzenlenen vekillerin yargılanması isteniyor ama olmuyor.”deniliyor.
Bu görüşte haksız sayılmaz. Biz basından öğreniyoruz ki pek çok vekil veya yandaşı kara para işine bulaşıyorlar, yasal olmayan işlere ortak oluyorlar.
Örnek olarak 23. dönemde Meclise gelen fezleke sayısı 907 imiş. Pek çok milletvekili için de 2’den fazla fezleke yazılmış. TBMM’nin vekil sayısı 550 dir.
24. dönem için 622 fezlekenin 481’i 23. dönemden, 141’i de daha ilk 6 ayda gelen fezleke imiş.
Öğrendiğime göre çok çok özel birkaç durum dışında TBMM, kimsenin dokunulmazlığını kaldırmamıştır.
Oysa AKP’nin ve CHP’nin programlarında dokunulmazlığın ‘KÜRSÜ” ile sınırlandırılması vardı. Ne oldu, köprülerin altından hangi sular geçti de bu iş unutuldu.
Dokunulmazlık kaldırılırsa bundan bazı CHP ve AKP vekillerinin hakkında, hiçte iç açıcı olmayan sonuçlar çıkacağı gerçeğidir.
Sonucu ve yorumu siz değerli okuyucularıma bırakıyorum.
Esen kalın. Nazım PEKER

Yorumlar

Röportajlar
Künye