Medyadaki değişim
- AYSİMA
- İletişim: bilgi@konyadahaber.com
Bir ülkenin demokratikleşebilmesindeki en önemli sacayaklarından biride hiç kuşkusuz ki “medya”dır. Özellikle, 1980-2000’li yılları arasında yaptığı yanlı yayınlarıyla darbelere zemin hazırlayıp destekleyerek Türkiye’nin kaderiyle oynayan yaygın medya, yine sahnede. Tek fark, bu çarkın içine “yerel medyanın” da dahil olmasıdır. Yerel medya ile ilgili tespitlerime geçmeden önce, yaygın medya da göze çarpan birkaç değişimi sizinle paylaşmak isterim. Yaygın medyadaki değişimin miladı, 2007 yılında gerçekleştirdiğimiz milletvekilliği seçimleridir. Bu seçimden başarıyla çıkan AKP’ye güven gelmiştir. Medyanın gücünü bilen AKP, aleyhine haber yapan gazete, televizyon, hatta haberleri hazırlayan gazetecileri kimi zaman açıktan kimi zaman üstü kapalı tehdit etmiştir. Geçmişte başbakan ve bakanların gazete patronlarının ayağına gitmesi nasıl yanlışsa, bugün yaşananlarda bence aynı ölçüde yanlıştır. Bunu anti parantez belirttikten sonra biz asıl konumuza dönelim. Buradan sizlere sormak isterim;
* 2007 yılında yapılan milletvekilliği seçimlerden bugüne kadar, hangi gazete ve televizyonda (yaygın medyayı kastediyorum), hangi kamu kurum ve kuruluşuyla ilgili kaç tane yolsuzluk haberi izlediniz?
* Özellikle ulusal televizyon kanallarında yayımlanan, insan dramları dışında ağırlıklı olarak yolsuzluk ve usulsüzlükleri anlatan haber programlarına ne oldu?
* 2011 yılında yapılan milletvekilliği seçimlerine kadar tv’lerde izlediğimiz hararetli açık oturumlara ne oldu?
Sanki Türkiye’de her şey günlük gülistanlıkmış gibi her biri birer birer yok olup gitti. Peki,yok olan bu programların yerlerine ne geldi?
* İnancımıza, örf , adet ve geleneklerimizle hiçte bağdaşmayan, sayısını dahi bilmediğim kadar yerli dizi,
* Bana ne giysem yakışır tarzında, kime ve neye hizmet ettiği belli olamayan programlar,
* Magazin programları,
* İzdivaç ve kadın programları ….v.s.
Allah’ınızı severseniz, yüzlerce tv kanalı var. Toplumu bilgilendiren, toplum yararına kaç tane program sayabilirsiniz? Sadece haber yayını yapan kanallar bile artık haberlerine canlı yayın konuğu olarak sanatçı, müzisyen, mimar, yemek uzmanı ….v.s türünden konular alıyorlar. Bir kısmı iktidar yanlısı birilerin eline geçen medyayı biraz daha dikkatle izlersek, bize haber diye her gün aktardıkları konu başlıkları bile 15’i geçmiyor. Bu başlıklar arasında da özellikle iktidarı ilgilendiren, yolsuzluk ve usulsüzlük haberlerini kesinlikle göremezsiniz. Gerçekten Türkiye’de her şey yolunda gidiyor da gariplik bendemi? diye bazen kendimden şüphe ediyorum. Ama, maalesef durum hiçte öyle değil.
Gelelim yerel medyaya.
Küçük bir araştırma yaptım. Konya’mızda ekler ve birde haftalık olarak yayımlanan gazeteyle birlikte toplam 13 gazete, 1’i Selçuk Üniversitesi uhdesinde olmak üzere toplam 5 televizyon kanalımız var. (Televizyon kanallarımızdan 2’si uydudan yayın yapıyor). Zaman zaman okuduğum yerel gazetelerimizi Konya’mızda yayın yapan televizyonlarımızı bu yazımı kaleme almadan önce özellikle 10 gün boyunca takip etmeye çalıştım. Çünkü tespitlerimin doğruluna önce kendim inanmalıydım. Tüm gazetelerin 1. sayfalarında ortalama 10 haber yerel kanallarımızda ise ortalama 20 haber yayımlanıyor. Bu haberlerde dikkatimi çeken üç şey oldu.
1-) Yayınladıkları haberlerin yüzde 90’ınının aynı olması. (Çoğu zaman bu oran yüzde 90’ıda geçiyor.)
2-) Haberlerin yarısından fazlasını belediyeler, iktidar partisi Konya İl Başkanlığı ve yine iktidar partisi milletvekillerinin açıklamalarından oluşuyor olması.
3-)Asayiş olayları. Yani, kaza, cinayet, polisin uyuşturucu operasyonlar …..v.s. (İsterseniz yarından tez yok tüm gazeteleri ve tv kanallarını birkaç gün sizde takip edin, söylediklerimin ne kadar doğru olduğunu göreceksiniz.)
Halbuki, yüz ölçümü olarak Türkiye’nin en büyük, nüfusu bakımından 6. sırasında bulunan Konya’da yaşananlar sadece yukarıda sıraladığım üç maddeden mi ibaret? Hayır. Ama her nedense vatandaşları ilgilendiren ancak, yerel yönetimler ve iktidar aleyhine olabilecek konularla ilgili tek satır yazı ve tek kare görüntü bulamazsınız. Bırakın vatandaşları ilgilendiren konuları, “10 Ocak Çalışan Gazeteciler Gününde” bile yaptıkları yayınlarda, kaybettikleri haklarının geri kazanımı veya çalışma şartlarının iyileştirilmesine yönelik tek satır yazamadılar. Buda şunu gösteriyor, yaygın medyayı kanser gibi saran iktidara şirin gözükme hastalığı maalesef yerel medyaya da bulaşmış durumda. Eşine ancak anti demokratik ülkelerde rastlayabileceğimiz bu hastalık, ülkemiz ve ülkemiz insanı adına hiçte olumlu bir süreç değildir. Elbette medyaya iyileri görmezden gelip sürekli iktidarın açıklarını yazsın demiyorum. Ama lütfen,biraz insaf. Bu ülke ve insanının haklarını savunup, doğruları dile getiren ister muhalefet partileri olsun (meclis içi ve dışı), ister sivil toplum örgütleri, isterse sokaktaki sade vatandaş olsun. İktidara tanıdığınız söz hakkı ve süreyi onlara da tanıyın. Doğruları görmezden gelmeyin. Atalarımızın söylediği gibi; “Keser döner sap döner, gün gelir hesap döner.” Bugün şirin gözükmek için bir birinizle yarışa girdiğiniz AKP iktidarı sona erer, yerine gelenler bugünlerin hesabını sorabilir. Naçizane tavsiyem, güvenirliğinizi zedeleyen bu yayın politikalarınızı yol yakınken değiştirin.
Saygılarımla.