Konya Aydınlar Ocağı’nın Salı Sohbeti’nde “İslâm’da Kader Anlayışı” konulu bir sohbet yapan Meram Müftüsü Ahmet Özkan, kaza ve kader inancının Allah’la arayı düzeltmekte önemli bir amil teşkil ettiğini söyledi.
Sille Kültür Evi’nde seçkin bir dinleyiciye hitabeden Konya’nın merkez Meram İlçe Müftüsü Ahmet Özkan, kaza ve kader konusunda, Kur’an ve sünnet çizgisinde inancımızı pekiştirmemiz gerektiğine vurgu yaptı. İslamiyet denilince karşımıza “İman, İslâm ve İhsan” unsurlarının çıktığını, bu unsurlardan imanın İslâm’ın bel kemiğini oluşturduğunu kaydeden Müftü Özkan, kaderi “Amentünün esasları arasında kader ve kazaya iman etmekte vardır. Kader deyince akla ölçü, ihata, tesbit ve takdir gelir. Cenab-ı Hakk ezeli ve ihatalı ilmiyle; olmuş ve olacak her şeyi kaleme emretmek suretiyle Levh-i Mahfuza yazdırmasına kader diyoruz” şeklinde tanımladı.
Sözlerine “Allah kötülüğü emretmez. Peki kötülüğü yaratır mı? Evet. Diler mi? Evet. Razı mı, emreder mi? Hayır. Cenab-ı Hakk hayrı da diler şer’i de. O zaman rıza ayrıdır, emir ayrıdır, irade ayrıdır, ilim ayrıdır. Cüz’i irade insana aittir. Külli irade ise Allah’a. Bizim yaptığımız yanlışlıklar Cenab-ı Hakk’ın emri ve rızası haricindedir. Kul ister ve Allah da diler. Size isabet eden her şey ve yeryüzünde vuku bulan deprem gibi, zelzele gibi, sel gibi bütün musibetler önceden yazılmış” şeklinde devam eden Müftü Özkan, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Elazığ’da meydana gelen deprem kader-i ilâhidir. Nasıl kaderdir veya değildir? Şimdi bir insanın eceli gelmeden ölmez. Bir insanın hangi yaşta, nerede, nasıl öleceğini Cenab-ı Hakk takdir etmişse bu kader değil midir? Bir bina yapılırken o binanın çürük yapılmasında kimin katkısı varsa o sorumludur. Bu dünyada da öbür dünyada da sorumludur. Ama kader noktasında kaderdir. İnancımıza göre bir insan öldüğü zaman eceliyle ölür. “Ölecek çağda mıydı? Ölecek adam mıydı? Genç ve zamansız aramızdan ayrıldı” gibi toplumda insanın ayağını kaydıracak sözler duyabiliyoruz. Ama ‘Faziletli ve güzel şeyler zorlukların içinde gizlidir.’”
MUSİBETLERİ NASIL OKUMAK GEREKİYOR?
İnsanların başına gelen belalarla ilgili de önemli açıklamalarda bulunan Müftü Ahmet Özkan, bununla ilgili şu çarpıcı izahatı yaptı. “Birisinin başına bir musibet geldi. İnanıyoruz ki bu kader idi, kaza olarak tecelli etti. Nasıl anlayacağız? Bir, intikam içindir. Ama inşallah mümin için öyle bir şey yok. İki, günahlara kefaret. Zaten musibetlerin çoğu böyledir. Bir müminin ayağına diken bile batsa günahlara kefarettir. Mümin böyle okuduğu ve algıladığı zaman külli faydadır. Üç, mertebelerin yücelmesi için. Cenab-ı Hakk bir kuluna namazla, oruçla elde edemeyeceği dereceyi musibet vererek elde ettirir. Misal olarak Hz. Musa’nın hikâyesi verilebilir. Cennette kendisiyle komşu olacak adamı aslanlar parçalıyor. Hz. Musa bu ne diye soruyor: “Ya Musa! Seninle cennette komşu olmanın faturası budur”. Olup bitenler hiçbir zaman abes değildir. Allah’ın kâinatında zaten abes diye bir şey yok. Diyelim bir trafik kazası oldu. Nasıl okuyacağız bunu? Kaderdir. Ama şoförün hatası varsa. Trafik ilgilileri ona ceza verir ve rapor tutulur. Ama burada bir şey daha vardır. Bu kaderdir. Ee sarhoştu. Aniden adam öldürmüş gibi olur. Yine kaderdir. İnancımıza göre bunu kader olmaktan çıkaramayız. Şimdi arabanın ve kendimizin bakımını yaptırdık ve yola çıktık. Bir kaza oldu, bu kaderdir ve sorumlu değiliz. Çok eksiğimiz var ve yola çıktık. Kaderdir, fakat sorumluyuz. Fark bu kadar. Tedbir, sorumluluğumuzu ortadan kaldırıyor.
ÖMRÜMÜZ NE KADAR?
Mensup olmakla iftihar ettiğimiz İslâm dininin üç ana bölümünden imanın en önemli bölümünün “kaza ve kadere iman” olduğunu tekrar hatırlatan Meram Müftüsü Özkan, “Kadere iman eden kederden emin olur” sözünü kaydederek ömürle ilgili şu benzetmeyi yaptı: “Müslümanlar olarak kazaya ve kadere iman ediyoruz, edeceğiz.
Ömür çok kısa. Elimizde kalan ömür neye benzer? Elimizde kalan ve ne kadar olduğunu bilmediğimiz ömür; on oğlu olan ve dokuzu vefat eden bir kadının geri kalan oğluna benzer. Elinde bir oğlu kaldı. Ne kadar sever? Bilemeyiz. İşte elimizde kalan ömrümüz bu annenin elinde kalan o tek oğlundan daha kıymetlidir.”
Müftü Özkan, konuşmasına “Cenab-ı Hakk’ın dediği olur.”, “Yazmadığı bize isabet etmez” ve “Allah’ım Seninle doymuş bir nefis istiyorum Senden” sözleriyle son verdi.
Bu haber 125 kez okunmuştur.