Kart; Eti Alüminyumda hatalar devam ediyor
Cumhuriyet Halk Partisi(CHP) Konya Milletvekili Atilla Kart, yaptığı açıklamasında, Eti Alüminyumda hala hataya devam edildiğini belirterek, ' Bilindiği gibi, Seydişehir Eti
Alüminyum yapılan özelleştirme işlemleri sonucunda, 29.07.2005 tarihli Hisse Satış Sözleşmesiyle CE-KA Grubuna devredilmiştir. Yapılan bu özelleştirme işlemiyle; değeri asgari ölçülerde 4 Milyar Dolar seviyesinde olan tesisler 305 Milyon Dolara satılmıştır. Satış bedelinin, CE-KA’nın, Karadeniz Oto Yolu inşaatından doğmuş olan alacağından mahsup edildiği ifade edilmektedir. Devir ve satış işlemlerine karşı; KİGEM, Metalurji Mühendisleri Odası, TES-İŞ ve Tarafımdan davalar açılmıştır. Yargılamalar sonucunda, Danıştay 13. Dairesi 27.11.2007 tarihli kararıyla Özelleştirme işlemlerinin iptaline karar vermiştir. İptale dair bu kararlar kesinleşmiştir. Yargı kararlarının uygulanmaması karşısında; Metalurji Mühendisleri Odası, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi nezdinde dava açmış; Yargı kararlarını uygulamayan Başbakan ve Kamu Yöneticileri hakkında şikâyet ve suç duyurularında bulunmuşlardır. Alıcı firma; aradan geçen 6 yıl içinde Eti Alüminyum üzerinden haksız kazanç sağlamaya devam etmiştir. Hükümet, yapılan uyarılara rağmen bu talanı himaye etmiştir. Özelleştirmeden 1 ay evvel, “bu tesisler özelleştirilemez, özelleştirilmemeli” diyen AKP’nin Konya Milletvekilleri, özelleştirmeden sonra ağızlarını açamaz hale gelmişlerdir. Bu konudaki gelişmeleri 5-6 yıldan bu yana anlatıyor ve takibini yapıyoruz” dedi.
Atilla Kart, AKP hükümeti yönetiminin yeni bir yüzünün bir kez daha örneğinin görüldüğüne dikkat çekerek, “ Haksız kazanç ve talan devam ederken, özelleştirme işlemlerinin Danıştay tarafından iptali karşısında, Özelleştirme İdaresi Başkanlığı, zorunlu olarak ve Yargı kararının gereğini yapmak amacıyla, Eti Alüminyum AŞ hisselerinin iadesini ilgili Şirketten talep etmiş, ancak, bu arada CE-KA Grubuna ait hisselerin , “Cengiz “ soy isimli Mehmet, Ahmet, Ekrem, Şeref, Asım ve Kazım Cengiz’e devredildiği ortaya çıkmıştır. Bu devrin. danışıklı ve hileli olduğu açıktır. Devir işlemini başlangıçta seyreden, gerekli yasal tedbirleri almayan Özelleştirme İdaresi Başkanlığı bu sürecin baş sorumlusudur. Bu tablonun başsorumlusu olan Özelleştirme İdaresi Başkanlığı, bu işlemlerin iptali talebiyle, bu Şahıslar aleyhine Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesine “İdare lehine iade” davası açmıştır. Zevahiri kendince kurtarmaya çalışmıştır. CE-KA Grubu, Cengiz Ailesinin sahip olduğu bir gruptur. Özelleştirmenin iptali arifesinde, tesislerin iadesini önlemek için, zaten kendilerine ait olan Şirketin hisselerini bu kez Şahısları üzerine devretmişlerdir. Özelleştirme İdaresi Yetkililerinin, kişisel sorumluluktan kurtulmak amacıyla bu davayı açtıkları ortadadır. Danışıklı ilişkilere dayalı olarak bir gösteri sergilenmiştir. Alıcı firma, bu yolla ve suiniyetle, Yargı kararlarına rağmen, tesislerin Kamuya iadesini engellemek istemiştir. Ancak, gelinen noktada ibret verici bir gelişme daha yaşanmıştır. Alıcı firma, tesislerin geri alınmayacağından, Yargı kararlarının uygulanmayacağından emin bir şekilde yollarına devam etmiştir. Nitekim; Özelleştirme İdaresi Başkanlığı, hiçbir haklı ve makul gerekçe söz konusu olmamasına rağmen, Alıcı Firma ve şahıslar aleyhine açtığı davadan vazgeçmiştir. Özelleştirme İdaresi, kendi iddialarını inkar etmiştir. Görev ve yetkisini bir kez daha suiistimal etmiştir. Özelleştirme İdaresi Başkanlığının “Kanunsuz emir ve talimat” üzerine bu davadan vazgeçtiği görülmektedir. Kaygı veren ve kabul edilemez olan husus şudur; Siyasi İktidar, , tasavvur edilemez bir cüret ile ve ortada Yargı kararları mevcut olmasına rağmen, açılan davadan vazgeçebilmiştir. Keyfilik, hukuk tanımazlık ve sorumsuzluğun tasavvur edilemez boyutlara ulaştığı bir uygulamayla karşı karşıyayız. Ortaya çıkan tablo şudur; Türkiye’nin Kurumları göstermelik hale gelmiştir. Anayasal Kurumlar, Siyasi İktidarın çıkar ilişkilerine göre iş yapmaktadır. Alıcı firmanın Yönetim Kurulu Başkanının, şu anda Özelleştirme İdaresi Başkan Vekili olduğunu yeri gelmişken ifade ediyoruz. Suçlular ve sorumlular, bu anlamda aynı zamanda Kamu adına görev yapar hale gelmiştir. İktidarın yönetim karakteristiğini gösteren yeni bir örnekle karşı karşıyayız” şeklinde konuştu.